SUALTI İŞARETLERİMİZ

Tarih:28/5/2006 01:13 Kategori: scuba4 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Deniz altında konuşulamadığı için, insanoğlu su altında konuşma yöntemlerini araştırmış, bulmuş ve özellikle bu konuda çeşitli sistemler de gelıştırmıştır.

Bu sistemlerin başında sualtı telefonu ve TV. haberleşmesi geliyor. Ne var ki, bu pahalı sistemler genellikle profesyonel balıkadamlarca kullanılmaktadır.

Amatörler için en ideal yöntem, el işaretleri ile deniz altında anlaşmaktır. Bu anlaşmayı sağlayabilmek için de sualtı işaretlerini kesinlikle öğrenmeniz gereki­yor.

Aslında sualtında konuşmanın kolay olacağını hissetmemize rağmen konu­şamayız. Bunun nedeni şudur. Suyun çevre basıncı boyun ve boğazdaki ses tellerini etkilemekte, özellikle ağıza su girmesi de ses hassasiyetini kaybetmektedir. Bunun yanısıra, denizin kendi sesi ve çeşitli canlı ve cansız cisimlerin sual­tında karmaşık ses dalgalarının oluşmasıdır. Oluşan bu ses dalgaları da deniz seviyesine oranla yaklaşık 5 kata yakın bir hızla kulaklarımızı etkilemektedir.

Dolayısı ile ifade etmek istenilen şey boğuk bir sese dönüştürmekte ve anlamsız olmaktadır. Bu arada suyun yoğunluğu ve yankıları içerisinde ses dalgaları dağılmaktadır.

Amatörler arasında haberleşmenin ve anlaşmanın en güzel yöntemi şudur. Sualtı yazı tahtası, birbirine dokunarak uyarma, dikkati çekmek için dalgıç bıça­ğını bir yere vurarak tıklatma ve sualtı işaretleriyle deniz altında anlaşmadır.

       SUALTI DALIŞ İŞARETLERİ ve AÇIKLAMALARI


1 - “OKEY” Bu işaret karşılıklı onay alma ve soru sorma işaretidir. Suya gi­rildiğinde önce, deneyimli olan karşı dalıcıya bu işareti göstererek sormalıdır. “İyimisin?” karşı taraf “iyiyim” her iki taraf birden ayni işareti kullandığında “HER­ŞEY TAMAM” anlamında onay alınır ve karşılıklı bu şekilde cevaplanmış olur.

 

2 - “ÇIKIYORUM” Bu işaret birlikte “ÇIKIYORUZ’ veya “ÇIKIYORUM’ anla­mında kullanılır. Ayrıca deneyimli olan bu işareti komut olarak da gösterebilir; “ÇIKIYORUZ” gibi. Grup dalışlarında kendisini kötü veya iyi hissetmeyen bir .kimse dalışı terk etmek istediğinde bu işareti dalış liderine veya arkadaşlarına kesinlikle gösterdikten sonra çıkışa geçmelidir.

 

3 -“ DALIYORUM” veya “DALIYORUZ.’ anlamında kullanılan bir komut işa­retidir. Daha ziyade deneyimli olan komut olarak kullanır. Bu işaret verildiğinde dalışa geçilir. Ayrıca dipte deneyimli tarafından daha derinlere iniyoruz anlamın­da kullanılır.

 

4 - “ ACİL YARDIM’ veya “İMDAT” işaretidir. Su üzerinde verilen bu işaret görüldüğünde, kendisine en yakın olan arkadaşı ona müdahale edebilir. Veya teknedeki yardım ekibine derhal haber vermelidir.

 

5 -“ HAVAM BİTTİ” veya “NEFES ALAMIYORUM” anlamında kullanılır.Da­ha ziyade dipte havası biten veya nefes almada zorlanan bir dalıcının acil hava yardımı isteme işaretidir. Bu işareti gören en yakın arkadaşı BCD yeleğiyle ilk yardımda bulunabilir.

 

6 -“ RESERVEMİ AÇAMIYORUM” veya “RESERVEMİ AÇ” anlamında yar­dım isteme işaretidir. Bu işareti ilk gören o arkadaşına yardımcı olarak rezervesi­ni açmalıdır.

 

7 - ‘BİR PROBLEMİM VAR’ veya “İYİ DEĞİLİM” anlamında kullanılır. Birlik­te dalış yapan arkadaşlardan herhangi birisi bu işareti veriği zaman, ilk gören o problemin ne olduğunu anlamak, özellikle o sorunu yerinde gidermeye alışmalı­dır. Aksi halde dalışı birlikte terk edip su üzerine çıkılmalıdır.

 

8 -“ RESERVEMİ KULLANIYORUM” veya “RESERVEDEYİM” Bu işareti kullanan dalıcı reserveye geçtiğini ve havasının kısıtlı olduğunu anlatmak için çevresine bildirme işaretidir.

 

9 -“ BEN Mİ?” Bu işaret aslında grup dalış Iiderinden kendisine birşey söyle­mek veya komut vermek istediğinde karşı tarafa kullanılan bir işarettir.

 

10 - “ SEN” Bu işaret genellikle komut veren dalış liderlerince birşey söyle­mek, göstermek veya talimata göre hareket edilmesi için kullanılan uyarı işaret­tir.

 

1 1 -“ TOPLANIN” Bu işaret dipte daltşı idare edenlerce dalıcıların bir araya toplanması gerekli olanın yapılması ve verilecek işarete veya talimata göre hare­ket edilmesi için kullanılır.

 

12 -“ DURUN” veya “DUR” Dalış .liderleri veya rehberlerince kullanılan bir komut işaretidir. Lider tarafından gösterilen bu işarete her dalıcı olduğu yerde durur ve ikinci bir komutu dikkatle beklemesi gerekiyor.



13 -“ YAVAŞLAYIN” dipte lider durumunda bulunan dalıcılar tarafından kul­lanılır. Genellikle iniş ve çıkanlarda dalış hızını ikaz ve kontrol edilmesi bakımın­dan kullanılan önemli bir işarettir.

 

14 -“ SURATLENİN” veya “DAHA HIZLI OLUN” anlamında kullanılır. Yine lider durumunda bulunanlarca kullanılması gereken bir işarettir. Dibe iniş özellik­le dekompresyona girmemek için çıkışlarda kullanılan çok önemli bir işarettir.

 

15 -“ BCD KULLANIN” Bu işaret daha ziyade dipte denge sağlamada zorluk çeken veya sağlayamayanlar için canyeleğine kısmen hava vermesi bakımında kullanılır.

 

16 - “ YON GÖSTERMEK” Bu işaret, hangi tarafa gidileceğini gösterir. Daha ziyade yönünü kaybedene yetişip o dalıcıyı gruba yönelmesinde veya uyarılma­sında kullanılır.

 

17 -“ ANLAMIYORUM” veya “BİLEMİYORUM” karşılıklı işaretleşmelerde gösterilen işaretleri anlamadığını ifade edenlerce kullanılar bir işarettir.

 

18 -“ BAŞIM DONUYOR” Bu işareti yapan bir dalıcının dalış liderine göste­rerek dalışı terk edip su yüzüne çıkması gerekiyor.

 

19 -“ BAGLA SIK VE DUGUM AT” anlamında kullnılan bir sualtı işaretidir.

 

20 -‘ HAYIR” Bu işaret karşı tarafa kendisinin o konuda olumsuz olduğunu ve onu yapmak istemediğini red etmede kullanılır.

 

21 -“ İYİMİSİN?” Bu işaret gece dalışlarında durumu kontrol etmede kulla­nılır.

 

22 -“ İYİMİSİN” Gece dalışlarında, dalışı idare edenlerce kullanılır. “OKEY” işaretinin yakından izlenmesi için yapılan karşılıklı ışıkla gösteri işaretidir.

 

23 -“ BİR SORUN MU VAR?” Bu işaret gece dalışlarında dalıcıların birbiri­ne sorunları olup, olmadığını kontrol etmeleri için kullanılır.

 

24 - “ SUALTINDA TEHLİKE” Bu işaret gece dalışlarda herhangi bir tehlike karşısında kullanılması gereken işarettir.



25 -“ BENİ TAKİP ET” veya “BENİ TAKİP EDİN” anlamına gelen bir komut işaretidir. Genellikle dalış liderlerince kullanılır.

26 -“ AŞAĞI VEYA USTÜNE VEYA ÇEVRESİNE İNİYORUZ” anlamına ge­len bir işarettir.

 

27 -“ DALIŞ DERİNL1Gİ BU SEVİYEDE BİTTİ” Dalış liderlerince programla­nan yerde dalışın bittiğini belirten işarettir.

 

28 -“ BU YÖNE GİT” Yanlış yönde gidenlere karşı kullanılan bir uyarı işare­tidir.

 

29 -“ GEL” Dalış liderlerince komut olarak karşı tarafa verilen bir işarettir. Bana doğru gelin anlamındadır.

 

30 -“ BAK” Herhangi bir şey görüldüğünde dalış arkadaşına da aynı şeyi göstermede kullanılır.

 

31 - “SAAT KAÇ?” veya “DERiNLİK NEDİR?” Bu işaret her iki anlama da gelmektedir. Emin olmak için kesin dalış derinliğini veya saatin kaç olduğunu bir­likte tespit edilmede kullanılır.

 

32 -“ ÇİMLENME YAPALIM” Genellikle eğitim dalışlarında hava paylaşmak için dalıcılar tarafından birbirleriyle regülatör değiştirmelerde kullanılılır.

 

33 -“ HANGİ YONE” Bu işaret daha ziyade hangi yöne gidildiği veya gidile­ceği hususunda kullanılır.

KULAKLARI AÇAMIYORUM” Belirli bir derinliğe inildiğinde kulağını açamayan dalıcının kullandığı bir işarettir.

 

35 -“ ÜŞÜYORUM” veya “ÜŞUDÜM” anlamına gelen bir işarettir.

 

36 -“ SAKİN VE YAVAŞ”Bu işaret daha ziyade bir komut anlamındadır. De­neyimli olanlarca panik içerisine girenin sakin olması hususunda bir uyarıdır. Ay­rıca durulması gereken zaman ve yerde dalış rehberlerince kullanılır.

 

37 -“ ELİMDEN TUT” İlk dalışlarda cesaret veya moral verilmesi için dene­yimli olanlarca kullanılan bir işarettir. Birlikte dalış yapanlarca kullanılır.

 

38 - “ BERABER HAREKET EDIN” Bir komut işaretidir. Dalış liderlerince kullanılır. Dalıcı adayların birbirinden ayrı ayrı yönde hereket edilmemesi, birbir­lerini izlemesi bakımından uyarı işaretidir.

 

39 -“ ÖNDEN GİT, TAKİP EDİYORUM’ Bu da bir komut işaretidir. Dalıcı liderlerinin, rehberlerinin veya deneyimli olanlarca kullanılır.

 

40 -“ EVET” anlamında bir işarettir. Karşı tarafın verdiği işareti anladım de­mek için kullanılır.





Orta Kulak Baotravması

Tarih:28/5/2006 12:34 Kategori: scuba3 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı


   Dalgıçların en sık karşılaştıkları sağlık problemi;
KULAK BAROTRAVMALARI

Dr. Akın Savaş TOKLU
Deniz ve Sualtı Hekimliği A.D., Çapa-ISTANBUL

 

Dalgıç saatine baktı, arkadaşı çoktan dekoya gelmiş olmalıydı. Yukarıdan deko halatını gözledi, arkadaşı henüz deko halatına gelmemişti. Dalıştan önce aralarınnda geçen sevimsiz tartışmadan sonra, hışımla o an hazır bulunan her zamanki kullandığı tüpten daha küçük olan tüpü alıp suya atlamıştı. Etrafta o an kabarcık da görünmüyordu. Birden telaşa kapıldı. Inip arkadaşına göz atmak amacıyla tüpünü kuşanıp apiko dibe doğru palet vurmaya başladı. Mümkün olsa suyada balıklama atlayabilirdi. Arkadaşının başına birşey gelmiş olmasından korkuyordu. Bu arada kulak açmayı geciktirmişti. Önce alışkın olduğu rahatsızlığı, daha sonra da ağrıyı hissetti. Tam biraz yükselip kulağını açmayı düşünürken ağrının geçtiğini farketti. Aşina olduğu baş dönmesini bekledi, evet bir an yön kavramını yitirdi, o rezalet duyguyu tekrar tattı. Neyse ki fazla uzun sürmüyordu. Aşağıda arkadaşının deko halatına doğru yükseldiğini gördü. Ağzınan çıkan küfür hava kabarcıklarının gürültüsünden dolayı anlaşılamadı. Arkadaşının sorumsuzluğu yüzünden yaşadığı telaş kulak zarının ikinci kez delinmesine neden olmuştu. Bir gün deko halatında karşılaştık, bir eliyle burnunu tutuyor, bir eliyle de kulağına bakmamı işaret ederek "Valsalva Manevrası" yapıyordu. Kulağından çıkan küçük hava kabarcıkları kulağının hala delik olduğunu gösteriyordu. Kontrol yöntemi biraz oto lastikçisinin bekaret kontrolüne benzedi ama, yukardaki hikaye gerçek bir orta kulak barotravması hikayesidir. Orta kulak barotravmasının en ileri şekli; zar perforasyonu. Bu yazıda orta kulak barotravmasını ele alacağız.

Orta kulağın iniş barotravması:

Dalgıçların dalışa bağlı sağlık problemleri arasında barotravmalar en sık karşılaşılan problemdir. Barotravmalar arasında en sık görülen ise orta kulağın iniş barotravmasıdır. Orta kulak ile dış ortam arasındaki basıncın eşitlenememesinden kaynaklanır. Oluşan basınç farkı travmadan sorumludur. Yüksek basınçla karşılaşan hemen herkezin karşılaştığı en yaygın şikayeti kulaklarını açamamalarıdır. Tıpkı uçak yolculuklarında iniş esnasında, ya da kara yolculuklarında dağlardan aşağılara inerken olduğu gibi.

Orta kulak dış kısmı kulak zarı ile sınırlı, iç kısmı "Östaki Borusu" ile nasopharenx' e (boğaz boşluğu) açılan, içinde işitmemize yarayan küçük kemikçikler ve hava bulunan bir organdır. Bazen bir takım kişilerde kronik, çoğu kişilerde de bir üst solunum yolu enfeksiyonu varlığında, östaki borusu basınç eşitleme sırasında kolay açılamaz. Yüksek basınçlı ortamlarda sorun yaşanır. Östaki borusunu döşeyen dokularda meydana gelen ödem ve enflamasyon ( şışlik ve iltihabi reaksiyon) buna neden olmaktadır. Östaki borusunu tıkamaya meyilli her durum orta kulak barotravmasına zemin hazırlar.

Dalan hayvanlar bu problemi orta kulak boşluğunda bulunan arterio-venoz pleksuslar (damarsal ağ) sayesinde yaşamamaktadırlar. Bu damar yapılarına dalış esnasında kan dolarak, çıkış sırasında ise boşalarak oluşan basınç farkı hacim değişiklikleri ile giderilir.

Nasopharenx ile orta kulak arasındaki basınnç farkı 20 mmHg olduğu zaman, ki bu fark 25 cm derinlikte nefes alındığı zaman oluşur, östaki borusu genellikle açılmaktadır. Bu açılma yutkunma hareketi, esneme, çenenin oynatılması ya da "Valsalva manevrası" (ağız ve burun kapatılarak burundan hava verilmeye çalışılması) ile sağlanmaktadır. Eğer dalgıç kulak açma işlemini yapmazsa, yada lokal enflamasyon veya ödem yüzünden açılma sağlanamazsa, orta kulaktaki basınç çevreye göre negatifleşir. Eğer dalgıç 75 cm dalar ve basınç eşitleyemezse 60 mmHg lık bir basınç farkı oluşur. Bu durumda östaki borusunun etrafındaki dokulara kan hücüm eder ve ödem oluşur. Östaki lümeninin daralması sonucu basınç eşitleme veya kulak açma işlemi zorlaşır. Aynı zamanda oluşan negatif orta kulak basıncı ile oluşan nasopharengeal kapak etkisi ile kulak açmak daha da zorlaşır. 90 mmHg lık bir basınç farkı söz konusu olduğunda genellikle kulak açma işlemi mümkün değildir. Oluşan 60 mmHg lık basınç farkı kulakta dolgunluk hissi ve ağrı duyulmasına neden olur. 100 ila 760 mmHg lik basınç farklarında ise (1,5-10 m) kulak zarı yırtılabilir.

Eğer 2 m derinliğe dalınırda kulak eşitlenemezse Boyle kanununa göre orta kulak hacmi % 20 azalır, kulakta ağrı hissedilir. Bu esnada basınç eşitlenirse aynı ağrı hissinin oluşması için, yani orta kulak hacminin tekrar % 20 azalması için, 4,4 m derinliğe inilmesi gerekmektedir. Yine basınç eşitlemesi yapılırsa aynı his için 7,3 m derinliğe inilmesi gerekir. Görüldüğü gibi derine inildikçe birim derinliğe düşen kulak açma sayısı azalmaktadır. Eğer basınç eşitlemesi gerçekleşmemesine rağmen inilmeye devam edilirse bahsettiğimiz örnekte olduğu gibi zar yırtılmasına kadar gidebilen orta kulak hasarları görülebilir. Kulakta meydana gelen hasarın gelişmesinde basınç farkına maruz kalma süresi de etkili bir faktördür.

Östaki borusunda tıkanmaya neden olabilecek faktörleri şöyle sıralayabilliriz;

  • Bir üst solunum yolu enfeksiyonu varlığı. (nezle, grip, bademcik iltihabı)
  • Allerjik durumlar. (saman nezlesi, ev tozu allerjisi)
  • Mukozal polip. (östaki borusunu çevreleyen yumuşak dokuda lümene doğru uzanan anormal doku)
  • Östaki borusunun nasopharengeal ucunda kapak etkisi oluşana kadar kulak açmaksızın inmek.
  • Sigara kullanımı. ( mukozalarda yaptığı irritasyon sonucu salgı artması ve ödem görülür.

Orta kulak barotravması söz konusu olduğunda başlangıçta kulakta bir rahatsızlık, tıkanma hissi ve dolgunluk görülür, inmeye devam edilirse ağrı oluşur. Ileti tipi işitme kaybı daima vardır, fakat ağrı ön plandadır ve daha fazla derine inmeyi engelleyecek şiddette olabilir. Hafif kulak çınlaması ve baş dönmesi görülebilir. Hacim değişiklikleri ilk 10 m de daha fazla olduğundan problemlerin çoğu sığ derinliklerde görülür. Eğer kulak zarı yırtılırsa orta kulak boşluğuna su girerek basınç eşitlenir ve otomatik olarak ağrı geçer. Fakat içeri giren soğuk suyun uyarması sonnucu baş dönmesi ve bulantı meydana gelir. Suyun sıcaklığı vücut ısısına erişince bu şikayetler kaybolur. Dalıştan sonra etkilenen kulakta bir ağrı kalabilir. Çıkış esnasında buruna ve boğaza genişleyen gazın etkisiyle kan itilebilir. Orta kulakta negatif basınç etkisi ile biriken kan veya sıvı hissedilir ve "kulağa su kaçtı" diye yorumlanır. Kulağa sokulan kağıt külahlar yakılır, baş o yana eğilirek tek ayak üstünde zıplanır, ya da kulak dibinde iki taş birbirine vurularak etraftaki isanlar eğlendirilir. Sağlam bir kulak zarı varlığında kulağa su kaçmayacağı açıktır. Orta kulakta biriken kan veya sıvı ile kemikçiklerin ıslanması genellikle geçici bir işitme kaybına neden olur. Oluşan hasar yalnız kulak zarında değil tüm orta kulak yapılarındadır. Mukozalarda ödem, kanamayla birlikte enflamasyon, orta kulak başlığında kan ve seroz sıvı toplanması görülebilir. Oluşan travma, yapılan muayenede kulak zarının görünümüne göre hafiften ağıra altı gruba ayrılır. En hafif şeklinde zar normal görülmesine rağmen şikayetler mevcutken en ağır şeklinde kulak zarının yırtılması söz konusudur. Hekim tarafından teşhis edilen orta kulak barotravması yine hekim tarafından travmanın derecesine göre, dalış yasağıyla birlikte tedavi edilmelidir. Kulak zarının yırtıldığı durumlarda genellikle cerrahi bir girişim gerekmezsizin kendi kendine iyileşme görülür. 2-3 hafta içinde uygun medikal tedaviye rağmen kendi kendine iyileşmeyen kulak zarı konunun uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Östaki borusundaki bir problem ve sinüzit gibi durumlar iyileşmeyi geciktirir.  

En iyi tedavi dikkat ve önlemdir. Orta kulak barotravmasının tedavisi genel olarak adayların uygun seçimine, gerekirse basınç testine tabi tutulmasına ve bir üst solunum yolu enfeksiyonu varlığında dalıştan sakınmaya bağlıdır.


KARIŞIM GAZ DALIŞ TARİHİ

Tarih:28/5/2006 12:19 Kategori: scuba2 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı



KARIŞIM GAZ DALIŞ TARİHİ

 

Bir elektronik mühendisi ve mucit olan Prof. Elihu Thompson, 1919 yılında, dalışlarda kullanılan hava, oksijen (O2), nitrojen (N2) dışındaki başka bir gazla seyreltilirse, nitrojen narkozu engellenir görüşünü ortaya atmıştır. Narkozsuz derin dalışlar için helyumu (He)

önermiştir. Fakat helyum o dönemlerde hiç de ekonomik bir gaz değildir. Bu sıralarda C.J. Cooke solunabilir gaz karışımında helyum kullanımı için patent başvurusunda bulunmuştur. Ayrıca Amerikan donanmasının dalgıç gemisi USS Falcom’da da “Heliox” (helyum & oksijen) karışımıyla 150 m.lik dalışlar için deneylere de başlanmıştır. Daha sonraları Texas’taki dört doğalgaz kuyusunda çok zengin helyum kaynakları bulunmuştur. Böylece  USA helyum konusunda tekel olmuştur. Thompson, dünya üzerindeki helyum teminini kontrol eden ve bu gazın kullanım alanlarını umutsuzca araştıran maden bürosunu ve Amerikan Donanması’nı; helyumun derin dalış için solunabilir helyum & oksijen karışımındaki potansiyel kullanımını araştırmaya başlamaları için ikna etmiştir.

1925’te Pittsburg’da dalış simülasyonları için bir laboratuar kurulmuş ve burada hayvanlar helyum & oksijen gaz karışımı olan basınç odalarında daldırılmıştır. Laboratuardaki bu çalışmalarda; % 80 helyum ve % 20 oksijen karışımı soluyan hayvanların dekomprasyon sürelerinde, normal hava soluyan hayvanlarınkine göre 1/6 oranında bir düşüş saptanmıştır. Sonraları % 80’e % 20 oranında heliox kullanan dalıcıların dekomprasyon tablolarının fark edilir bir soruna yol açmadığı görülmüştür. Kullanılan bu tablolardaki dekomprasyon süre farkı; hayvanlardakinden farklı olarak 1/4 oranında tespit edilmiştir. Daha da önemlisi hava soluyan dalıcıların nitrojen narkozuna girdikleri derinlikte karışım gaz kullanan dalıcıların bilinçlerinin açık olduğu görülmüştür. Birinci Dünya Savaşı sonrasının ekonomisi, araştırmaların devam etmesi için gereken parayı sağlayamıyordu. Newport’taki Amerikan Donanması’na ait Deneysel Dalış Okulu’nun başarıyla eğitilmiş dalıcıları 92 metre’deki bir denizaltını tahliye etmiş olmalarına rağmen, oluşturulan kongre okula parasal destek vermeyi kabul etmedi. Sonuç olarak donanma Washington’da yeni bir okul açtı. Okulun iki amacı vardı; narkozu engellemeye yönelik yeni dalış teknikleri geliştirmek ve daha hızlı, etkili kurtarma yöntemleri geliştirmek. Donanma araştırmalarının ilk önemli katkısı kurtarma çanı (resque bell) oldu.

1930 ların sonuna doğru Edgar End, helyum ve oksijenin solunabilir gaz karışımındaki kullanımını araştırdı. Max Gene Nohl ve John Craig ile birlikte yeni bir dalış başlığı geliştirdi. Bu başlık iki sistem kullanarak çalışıyordu;

1) Bir helyum-oksijen sistemi (Heliox)

2) Yüzeyde bulunan bir karbondioksit temizleme sistemi

Başlık, 95 m.deki Lusitania gemisinin fotoğraflarını çekmek için geliştirilmişti. Bu sayede 2 saate yakın çalışabilmişler ve yüzeye dönüşte 30 dakika içinde sadece 3 kısa deko-stopla dalışı tamamlayabilmişlerdi. Geminin fotoğraf çekimlerinden vazgeçildiğinde bir rekor denemeye karar verdiler. Max Nohl aynı başlık sistemiyle (dalıcı sırtında 2 tüp taşıyordu) 1937 Aralığında 128 m’ye daldı ve rekor kırdı. Aynı zamanda Amerikan Donanması da heliox kullanarak 150 m’de basınç odasında bir dalış gerçekleştirdi. Bu başarı donanmayı helyumu dalış gazı karışımlarında kullanma yollarını daha çok araştırmaya teşvik etti. 1939 yılında deneysel bir dalış, Amerikan Donanması’na ait bir denizaltı batınca gerçeğe dönüştü. 74 m’ye batmış olan denizaltının yeri anında tespit edildi ve mürettebatı kurtarma çalışmaları başladı. Yeni helyum-oksijen karışımının denenmesine karar verildi. Bu dalışta dalıcı başarılı oldu ve 33 kişi kurtarıldı. Denizaltı da yüzeye çekildi; bunun için de 100 den fazla sayıda kazasız dalış gerçekleştirildi.Bu son başarı Amerikan Donanması’na ve halkına heliox’un derin dalışta kullanılabilir olduğunu kanıtladı ve deniz kazaları kurtarma operasyonları tarihinde, en dikkat çekici iki operasyondan biri olarak yer aldı. Operasyon sonrasında kongre, derin dalış denemeleri ve araştırmaları için donanmaya olan mali desteği arttırma kararı aldı. Bu arada İkinci Dünya Savaşı’na doğru kongre, Adolf Hitler kontrolündeki Alman teknolojisinden de korkarak, helyum ihracatını yasakladı. Havadan daha hafif olan bu gaz hava taşıtı teknolojisinde zeplin kullanımı için gerekiyordu. Bunu izleyen 20 yıl boyunca Amerikan Donanması, helyumun tek sağlayıcısı ve ilk elden kullanıcısı olduğu için heliox’un solunabilir gaz olarak kullanılmasında da büyük ilerleme kaydetti.Ancak dalıcılar dalışlarında ekstrem bir şekilde klostrofobi gösterdiler ve suyun dışına çekilmeleri için çığlık atmaya başladılar.Fizyolojistler, solunan gazdaki oksijen konsantrasyonunun çok yüksek olduğunu bu

soruna kaynak gösterirken, dalıcılar helyumdan şikayet ettiler. İngiliz dalış denemeleri Reckum adlı gemiden yönetiliyordu. Gemi en derin noktası 165 m olan bir bölgede demirliydi. Bu sıralarda olimpiyatlar Londra’da yapılıyordu. Dalıcı Wilfred Bollard 7,5 dakikada yeni bir dünya rekoru olan 165m’ye daldı. Çıktıktan sonra meşale ile gemide olimpiyat turu attı. 1962 den itibaren heliox, insanoğlunun “okyanusta hayat” amacına hizmet etmeye başladı.

 

Dalıcılar çoğunlukla normal hava solumayı tercih ediyorlardı. Ancak dalış uzun sürecekse ve 120 m’den fazla dalmak gerekecekse seyrek de olsa heliox karışımını tercih edebiliyorlardı. Bu tercihler narkoz riskini azaltıp, deko süresini kısaltıyorsa da; yine de bazı sorunlara yol açabiliyordu. Bunlar da genellikle deko-stoplarda ortaya çıkıyordu. Donanma da araştırmalarında ve türlü projelerinde farklı amaçlarla derin dalışlara ihtiyaç duyuyordu. Bu dalışlarda narkozu minimum seviyeye taşımak ve oksijen zehirlenmesini engellemek için heliox tercih edilebiliyordu. Deko süresinin bir diğer önemi de açık deniz dalışlarında artıyordu. Açık denizlerde deko odaları özellikle köpekbalıklarının tehlikelerine açıktı ve süre mutlaka azaltılmalıydı. Donanmayla çalışan Bret Gilliam, nitrox ve saf oksijenle ilgili deneyler yapmaya başladı. Uygun deko gazını bulmaya çalışıyordu. Amacı deko süresini kısaltmak ve yüzeye daha hızlı ulaşmaktı. Bu arada heliox tartışması sürüyordu. 1975’te heliox, mağara dalışlarında tekrar gündeme geldi. 1983’te 285 m’ye dalındı. 1980’lerin sonuna doğru, karışım gaz teknolojisi iyice kabul görmeye başladı. İlk karışım gaz dolum istasyonu Key West’in doğu sahilinde Bill Deans tarafından kuruldu. Ayrıca eğlence amaçlı dalışlar için özellikle nitrox ve trimix dalışa giriş dersleri veriliyordu. Bu istasyonu diğer istasyonlar ve dalış okulları izledi. Karışım gazların spor ve keşif amaçlı dalışlardaki yararları yıllar boyunca arttı ve nihayet 90’larda karışım gazlar çalışma ve spor amaçlı derin dalışlarda çok daha tercih edilir oldu. 1990 dan beri karışım gazlar çok ilerleme kaydetti. NOAA bilim adamlarından ve NAUI’nin eski başkanı Bill High, nitroxun bu yüzyıl sonuna kadar tüm sıkıştırılmış hava kullanılan dalışların yerini alacağını ileri sürüyor. Diğer karışım gaz türlerinin popülaritesi de gelişen teknolojiyle hızla artıyor.

 

1985 yılında heliox kullanan dalıcılarda 152 m’nin altında HPNS olarak bilinen yüksek basınç sinir sendromu görüldü. Peter Benett başkanlığında yapılan araştırmalar; heliox karışımına küçük miktarda nitrojen katılmasıyla bu sorunun giderilebileceğini gösterdi.


SCUBA da altın kurallar!!!

Tarih:28/5/2006 12:08 Kategori: scuba1 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

  

   TÜPLÜ DALIŞTA ALTIN KURALLAR

 Yalnız dalınmaz çünkü aşağıda her şeyden uzaktasınızdır. Her hangi bir
ekipman arızası, kramp, çaparize düşme, derinlik sarhoşluğu gibi beklenmedik durumları tek başınıza bertaraf edemezsiniz. İki dalış arkadaşı (BUDDY) bir birinden sonuna kadar sorumludur. Suya girmeden öncesinden sudan tekneye dönünceye kadar bu ikili, et ve tırnak olmalıdır.Eğer iki arkadaş kıyı dalışı yapıyorsa mutlaka karada da bir gözlemci olmasında da büyük yarar vardır.


SİZE EĞİTİMİNİZİN İZİN VERDİĞİ DERİNLİĞİ AŞMAYIN

Bir yıldız dalıcılar için derinlik sınırı 18m dir. Tüm sportif dalıcılar için derinlik sınırı ise eğitim düzeyi ayırmaksızın 30 m.dir 

Dekomprasyon belli derinlikte izin verilen sürenin aşılması neticesinde yüzeye çıkarken bekleme yapılmasının gerektiği haldir. Sportif dalışlar dekomprasyonsuz izin verilen dip zamanlarına göre yapılmalıdır. Dalışlarda emniyet açısından çıkışta 3m de 3-5 dk. emniyet duraklaması yapılmasında fayda vardır. Özellikle 30m nin altına yapılan dalışlarda sıfır dip zamanı aşılmamış olsa bile 3m de 5 dk emniyet duraklaması zorunludur

 

ASLA NEFESİNİZİ TUTMAYIN

Sualtında önemli kurallardan biride nefes tutmamaktır. Devamlı yavaş ve derin nefes alın.Düzenli nefes alarak kendimizi sualtındaki basınç değişimlerine karşı korumuş oluruz. Bunu uygularken çıkış hızının 10m / dk. aşmaması gerektiği de akılda tutulmalıdır. En küçük hava kabarcığınızdan daha yavaş çıkış yapın.


ALKOLLÜ DALMAYIN

Alkol almışken hatta bir gece öncesinden alkol kullandıysanız dalmayın bu derinlik sarhoşluğu riskini arttırdığı gibi dekomprasyon hastalığı riskini de arttıracaktır.

YO-YO DALIŞI YAPMAYIN

Belli bir derinliğe ulaştıktan sonra yükseldiyseniz tekrar dalarak ve yükselerek dalış yapmayın. Bu dekomprasyon hastalığı riskini arttırır. Bunun için dalış öncesi planlamanın iyi yapılarak inilecek max. derinliğin kararlaştırılması ve bu derinliğe inilip çıkışa başladıktan sonra yavaş yavaş yükselerek bir daha derine inilmemesi gereklidir.


DALIŞ, GRUPTAKİ TECRÜBESİ EN AZ DALGICA GÖRE PLANLANIR

Dalış planlaması yapılırken gruptaki en zayıf dalgıç göz önünde bulundurularak derinlik ve zaman planlaması yapılmalıdır.TÜPÜNÜZDE Kİ HAVAYI SÜREKLİ KONTROL EDİN.

Özellikle derin dalışlarda tüpünüzdeki havayı sık sık kontrol edin. Hava miktarı 100 bar sınırında iken dönüşe başlamış olmalı ve min. 50 bar ile emniyet duraklamasında olmalısınız.


ZARAR VERMEKTEN KAÇIN

SCUBA dalışlarında dikkat edilmesi gereken bir konu da sualtı canlılarına zarar vermemektir. Bir çoğu oldukça hassas ve kırılgan yapıda (tüplü kurt, mercanlar, vs.) olan sualtı canlılarını elle tutmaya çalışmak, suyun dışına çıkartmak yapmamanız gereken davranışların başında gelir. Ayrıca boş da olsa sualtından kabuk dahi kesinlikle çıkartılmaz. Ayrıca bazı deniz canlıların kesici yada delici özelliklerinin de olduğunun unutulmaması gerekir.

 

    EN İYİ DALICI SUDAN MUTLU VE SAĞLIKLI ÇIKAN DALICIDIR!!!


SCUBA da 10 yeni kural!!!

Tarih:28/5/2006 11:24 Kategori: SCUBA - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı


Araştırma ve ekipman gelişimi sayesinde günümüz dalıcılarına bir dizi yeni beceri öğretilmektedir. Ne kadar güncelsiniz?

Eğlence için dalış yeni sayılır. 1950’lerde çıkmış, 60 ve 70’lerde kabul görmüş, 80’lerde patlama yapmış ve 90’larda büyük teknik sıçramalara sahne olmuştur. Bu nedenle, açık deniz sınıfında öğrenmiş olduğunuz her şey bu günlerde geçerli olmayabilir. Yeni araştırma ve ekipmanlar, dalmayı daha güvenli ve daha keyif verici kılmıştır-yeni kuralları bilirseniz tabii.

1. Öteki Dalma Profilleri de Olur

Yeni Kural
İlk dalışınıza oranla ikinci dalışınızda daha derine dalma izni vardır ve bir dalışın ilk anlarına oranla sonraki kısmında daha derine dalınabilir.

Eski Kural

Bu yıla kadar tüm dalıcılara, dalışın ilk anlarında daha derinden başlayıp kademeli olarak “merdiven basamağı” biçiminde yukarılara doğru çıkmaları öğretilirdi. Ayni şekilde, günün ilk dalışını en derinde yapmaları söylenirdi.
Bunun nedeni ise sığ sularda başlayacak dalışların daha sonra daha derinlerde dekompresyona yol açacağı düşüncesi idi.

Değişikliğin Nedeni

Dalma bilgisayarları. Bilgisayarlar, bulunduğunuz derinliği ve süreyi sürekli kaydettiklerinden ve matematikleri iyi olduğundan, profilinize bakmaksızın ne kadar nitrojene maruz kaldığınızı tam olarak bildirirler. Buna karşın dalış tabloları, ancak indiğiniz en derin yerden sorumludur ve bu nitrojen alımına ilişkin ilkel tahminler, tutucu bir yaklaşımı gerekli kılar.

Kuralın Dışındakiler

Yalnızca tablo kullanan dalıcıların eski kurallara uyacakları açıktır. Ve bilgisayar bile kullanılsa, önce daha derinde dalmak akıllıca olur. Yukarı çıkış profilleri, daha uzun dipte kalış ve dekompresyona karşı daha büyük bir güvenlik payı verir.

2. Daha Düşük Asgari Yaş

Yeni Kural

Bir çok endüstri standartı koyan Scuba Eğlence Dalışı Eğitim Komitesi, çocuk sertifikası için asgari yaşı 1999’un sonlarına doğru düşürdü. Bunun sonucunda, PADI, SDI, SSI ve NASDS (SSI ile birleşti)’ta, çocuk sertifikası için asgari yaş, 10’a düştü. SSI’ın 8-12 yaş için yalnızca havuzda yapılan “Scuba Korucuları” programı vardır. NAUI ve YMCA, en azından şimdilik, asgari yaşı 12’de tutuyorlar.

Eski Kural

Çocuk sertifikası için asgari yaş 12 idi. (Çocuk sertifikası, tam sertifikalı bir yetişkinin gözetimini gerekli kılar.)

Değişikliğin Nedeni

Bu sporu yapanları arttırmak. Çoğu nüfus artışı savunucularının çocukları vardır ve tatil dalışlarının popülerliği arttıkça aile için dalış tatilleri bir pazar oluşturmuştur. “Dalmanın geleceğini çocuklar belirleyecektir” diyor Bret Gilliam, asgari yaşı düşüren ilk kurum olan SDI başkanı ve ekliyor “Aile birliğinin tanınması, sporumuzun gelişmesi için atılan büyük bir adımdır.”

Kuralın Dışındakiler

Bir çocuğun dalacak kadar olgun olup olmadığı kararını, yine de dalış hocası verir. 10 yaşında olmak, setifika alma hakkını vermez.

Yeni çocuk sertifikalarının bir çok kısıtlaması vardır. PADI’de çocuklar, etrafı çevrili suda 20 fitle sınırlanmışlardır. Daha sonra açık denizde, 40 fite inebilirler. Kurumun tayin edeceği bir eğitmen, sertifikalı ebeveyn ya da sertifikalı başka bir yetişkinle birlikta olmak zorundadırlar. Kurumların özel kurallarını kontrol edin.

3. Evrensel Referanslar

Yeni Kural

Sertifika mı alıyorsunuz? 1998’den başlayarak kendi şehrinizde “A” sınıfı bir eğitmenden sınıf derslerini ve havuz kurslarını alabilir sonra da “B” sınıfı bir eğitmenden açık deniz kurslarını almak için ılık denizlere gidebilirsiniz. Her iki eğitmenin de birbirilerinin standart ve kurallarını tanımaları şartıyla, tabii. Yani, açık deniz kurslarınız için ılık denizli bir çok tatil yöresinden birini seçebilirsiniz.

Eski Kural

Sınıf, havuz çalışmaları ve açık deniz dalışlarının tümü ayni dalgıç okulu tarafından yapılmalıydı. Açık deniz dalışlarını tropiklerde yapmak isteseydiniz, bulunduğunuz tatil yöresinde ayni dalgıç okuluna bağlı bir eğitmenle çalışmak zorunda kalırdınız.

Değişikliğin Nedeni

Müşteri tercihi. Tatil yörelerinde daha az sayıda eğitmen bulunduran küçük dalgıç okulları, daha büyük olanaklar sunmak için birleşme gereği duydular-özellikle sertifika verme standartları tamamen ayni olduğunda.

Kuralın Dışındakiler

PADI. PADI’ye göre, tüm setifikaların % 70’ini onlar veriyor. Bu kurum, eğitiminizin tüm evrelerinde PADI eğitmenleriyle çalışmanız gerektiği kuralını koruyor.

4. Yukarı Daha Yavaş Çıkış Hızı

Yeni Kural

Dakikada 10 metreden daha hızlı çıkmayın-her iki saniyede bir ayak.

Eski Kural

1996’da A.B.D. deniz kuvvetleri dakikada-30-ayak kuralını benimseyene kadar normal hız dakikada 20 metreydi
Sonra dalgıç okulları da buna uydu.

Değişikliğin Nedeni

Araştırma. Deniz kuvvetleri, incelemeleri sonucunda gördü ki dakikada-30-ayak hızı, eskinin dakikada-60-ayak hızına oranla daha az dekompresyon vakasıyla sonuçlanıyor. Yavaş çıkış, gerçekten dekompresyonu durdurur;
kabarcıklar oluşmadan çözülmüş nitrojeni
toplayıp nefesle dışarı vermek için zamanınız olur.

Kuralın Dışındakiler

Çıkışın tümünde dakikada-30 ayak hızı pratik olmayabilir, özellikle derindeyken ve havanız az kalmışken ya da hipotermiyaya yakınken. Bu durumda, dakikada 20 metreye yakın bir hızda çıkış kabul edilebilir ancak son 20 metrede, dakikada 10 metre hıza inmelisiniz.

5. Güvenlik Beklemesi

Yeni Kural

Yüzeye çıkmadan önce 5 metrede, en az üç ila beş dakika süreyle güvenlik beklemesi yapın. Daha derin ve daha yorucu dalışlar için daha uzun süre bekleyin. Güvenlik beklemeleri sayesinde nitrojen atmak için zamanınız olur.

Yeni Kural

Dalışın sonunda güvenlik beklemesi yapın. Bunun anlamı şudur: yüzeye son çıkış etabından önce yaklaşık 5 metrede en az üç ila beş dakika süreyle durmalısınız. Bazı uzmanlar, belli koşullarda 10 ila 15 dakalık güvenlik beklemeleri önerirler.

Eski Kural

Ne yapacakmışız? Güvenlik beklemeleri, 1980’lerin ortalarına kadar öğretilmiyordu.

Değişikliğin Nedeni

Daha fazla araştırma. Yeni kurallar, her dalışın dekompresyon dalışı olduğunu savunur ve dekompresyon,
sözde “dekompresyon dışı” denilen derinliklerde kalsanız bile olabilir ve olur. Yüzeye yakın en büyük basınç değişimlerinin olduğu 5 metre bölgesinden yukarı çıkarken
durulduğunda, nitrojen boşaltıldığını çalışmalar açıklıkla göstermiştir. Çıkışın son bölümünde atılmayan nitrojen, hemen dokulardan dışarı çıkabilir ve dekompresyona neden olur.

Güvenlik beklemesi yapmanın başka nedenleri de vardır. BC’nizdeki hava ve giysinizdeki kabarcıklar, son 5 metrede
çabucak genişler ve siz daha farketmeden belirgin biçimde pozitif olmanıza yol açar. Durmak, duruşunuzu ayarlama
şansı verir. Böylelikle çıkış kontrolunuzu yitirmezsiniz.
Güvenlik beklemeleri, yüzeye çıkmadan önce yüzey koşullarını ve tekne trafiğini kontrol etme imkanı da verir.

Kuralın Dışındakiler

Tam olarak 5 metre kalmanız gerekmez, özellikle bir dalıcı kalabalığını yarmaktaysanız, 3 ila 7 metre arasında bir yer iyidir. Her ne kadar üç ila beş dakika iyi bir asgari süre ise de daha uzun süreli ve daha derinlere yapılmış dalışlar için daha uzun güvenlik beklemesi yapılmalıdır.

6. Nötr Duruşlu Çıkışlar

Yeni Kural

Yukarı çıkarken doğal nötr durumda kalın. Nötr duruş,
paldır-küldür yukarı çıkışları ve negatif duruşla palet sallama derdinden sizi kurtarır.

Yeni Kural

Yukarı çıkmaya başlamadan önce doğal duruşta olun ve çıkışın tümünde bu durumu koruyun.

Eski Kural

Çıkışa başlamadan önce tüm havayı boşaltın ki negatif olasınız ve negatif duruş nedeniyle yukarı doğru palet sallayasınız.

Değişikliğin Nedeni

Eski kural paldır-küldür çıkışları önlemek için konmuştu. Ama deniz kuvvetleri çalışmaları gösterdi ki yukarı çıkarken paletlerin güçlü kullanımı, dalıcıların nefeslerini tutmalarına yol açıyor. Ayrıca, havanın ciğerlede sıkışmasına da yol açıyor. Her iki durum da ambolizm riski doğuyor. Bu değişiklik, modern BC’lere, özellikle salma vanalarına daha çok güven duyulduğunu da yansıtmaktadır.

Kuralın Dışındakiler

Çok sığ sularda yukarı çıkışta, örneğin 10 metre ya da daha azında, biraz negatif duruşa karşı palet kullanmak OK’dir.
BC ve dış elbisenizde hızlı hareket değişimleri nedeniyle
kontrolu kaybetme riski ve bu kadar kısa bir mesafe için palet kullanmak pek az stres yaratacağından, bu daha iyi bir seçenektir.

7. Dönüşümlü Solumaya Son

Yeni Kural

Hava bitmesi acil durumunda, yedek sisteme ya da partnerinizin ahtapotuna güvenebilirsiniz ya da kendi başınıza acil yukarı çıkış yapabilirsiniz. Tek bir regülatörden dönüşümlü solumayı daha önce partnerinizle çalışmadıysanız, denemeyin.

Eski Kural

Önceleri, ahtapotlar, midilliler ve “yedek hava” gibi aygıtlar yaygındı ve dalıcılar yavaş hızla yukarı çıkarken regülatörü
aralarında paylaşırlardı.

Değişikliğin Nedeni

Güvenlik. Deneyim göstermiştir ki her iki partner de “partnerli soluma”yı çalışmamış ve beceri geliştirmemişlerse, bu işi denerken yalnızca bir değil, her iki dalıcı da yaralanabilir.

Partnerli soluma yapan dalıcılar regülatör değiş tokuşuna
kendilerini öyle kaptırırlar ki duruşlarını kontrol etmeyi unutur aşırı hızla yukarı çıkarlar ve bu ambolizmle sonuçlanır. Ya da regülatörü veren dalıcı yavaşça nefes vermek yerine nefesini tutar ve bu da ambolizm riskidir.

Oksijen bitmişse ve ne sizde ne de partnerinizde destek sistemi varsa, en iyi hareket yukarı acil durum yüzüşüdür: su yüzeyine doğru yüzerken boğazı açık tutmak için
yavaşça nefes vermeyi sürdürün.

8. Partner Sistemi

Her dalgıç okulu daima bir partnerle dalma konusunda
ısrarla durur. Yine de, özellikle sualtı fotoğrafçıları arasında solo dalışlar her zaman olağandır. Deneyim ve bitmemiş istatistikler, solo dalmanın partnerli dalmadan daha tehlikeli olduğunu göstermez ve bazı dalıcılar solo dalmanın daha güvenli bile olduğunu savunurlar.

9. Şnorkel

Çoğumuza şnorkelin her dalışta taşınması zorunlu bir şey olduğu öğretildi tıpkı palet gibi. Ama giderek daha fazla dalıcı şnorkeli çoğunlukla çantalarında bırakıyor.

Niçin? Şöyle bir sonuca vardılar: şnorkel maskenize takılıyken yarardan çok zarar getiriyor. Uzun borusu -tam ortadan çengele asılmış gibi iki uçtan sallanıyor- yosun, balık ağı ve fotoğraf makinesi kayışı yakalamada oldukça becerikli. Ve maskenizin önemi göz önüne alındığında, şnorkeli ya da başka bir şeyi takmak için maske kayışı en kötü yerdir.

Bir çok dalıcı artık şnorkeli özel durumlar için saklamakta.
Örneğin başlangıç noktasından dalma yerine kadar su üstünde uzun süre yüzeceklerse cepte taşıyor ya da bedene bantlıyorlar.

10. Dalma Bilgisayarı

Güvenlik konusundaki en büyük ilerleme belki de dalma bilgisayarıdır. Şnorkelden çok daha fazla önemlidir ve ahtapottan bile önemli olduğu tartışılabilir ve bir dalma bilgisayarı pek yakında zorunlu gereç sayılabilir. SDI öğrenci eğitiminde ilk dersten itibaren dalma bilgisayarını kullandırmaya başladı bile. “Zaten tüm dalıcılar dalışı daha güvenli ve eğlenceli kılmak için artık dalma bilgisayarı kullanıyorlar. Öyleyse neden en baştan itibaren uygulamayalım?” diyor CEO Bret Gilliam ve ekliyor “Dalma tabloları, teknolojik gelişmeler nedeniyle tarihe gömüldüler.”

Yazan: John Francis
Çeviren : Cemile ŞAYLAN
Kaynak : Rodale`s Scuba Diving Magazine (alıntı)


:: Sonraki Sayfa »